Bakıcı Giderinden Hakkaniyet İndirim Yapılamayacağı
Bakıcı giderine ilişkin tazminat hesabında dikkate alınacak temel kriter, davacının bir bakıcı tutması halinde ödemesi gereken brüt asgari ücret miktarıdır. Geçmişteki içtihatlarda, mağdura aile üyeleri tarafından bakılması durumunda "dayanışmalı aile içi bakım" gerekçesiyle hesaplanan tutardan belirli oranlarda indirim yapılmaktaydı.
Ancak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi bu uygulamaya net bir sınır getirmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 55 inci maddesinde "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz." hükmü yer almaktadır.
Bu emredici düzenleme uyarınca, bedensel zararlarda ve ölüm nedeniyle uğranılan zararlarda hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilmesi açıkça yasaklanmıştır. Tazminattan indirim yapılabilmesi ancak TBK'nın 51. ve 52. maddelerinde belirtilen; zarar görenin kusuru veya zararın artmasına neden olması gibi somut ve takdire dayanmayan verilerin varlığı halinde mümkündür.
AİLE İÇİ DAYANIŞMA HAKSIZ FİİL FAİLİNİN SORUMLULUĞUNU HAFİFLETEMEZ
Toplumumuzda aile içi bakım ve dayanışma ahlaki bir ödev olarak görülmektedir. Ancak hukuken, zarar görenin aile bireylerinin zarar veren kişiye karşı herhangi bir sorumluluğu veya yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Zarar verenin sorumluluğunu, adeta haksız fiil failine hizmet edecek şekilde aile bireylerine yüklemek hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Bu nedenle, aile bireylerinin fedakarlığı ve dayanışması, zarar sorumlusu lehine yorumlanamaz ve bakıcı giderinden indirim sebebi yapılamaz. TBK m. 55 kapsamında bedensel zarara dahil olan bakıcı gideri alacak kaleminden hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapılması kanuna aykırıdır.
İÇTİHATLAR IŞIĞINDA BAKICI GİDERİNDEN HAKKANİYET İNDİRİMİ YAPILMAYACAĞI
Yargıtay'ın son dönemde istikrar kazanan içtihatları, aile içi dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağını son derece ayrıntılı ve net bir şekilde ortaya koymaktadır.
1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2021 tarihli ve E. 2018/927, K. 2021/531 sayılı kararda, TBK'nın 51. ve 52. maddelerindeki özel durumlar (kusur vb.) gerçekleşmedikçe indirim yapılamayacağı vurgulanmıştır. 55. madde ile hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceğinin açıkça düzenlendiği belirtilerek, toplumun aile içi bakımı ahlaki bir ödev olarak görmesinin, zarar sorumlusu lehine yorumlanamayacağı hükme bağlanmıştır. Kurul, aile içi bakım ve dayanışma nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmamasını savunan direnme kararını yerinde bulmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.04.2024 tarihli ve E. 2023/10048, K. 2024/4268 kararında, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemine ilişkin olan bu kararda, TBK'nın 55. maddesi kapsamında bedensel zarara dahil olan bakıcı giderinden hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapılamayacağının altı bir kez daha çizilmiştir. Mahkeme, aile içi dayanışmalı bakım gerekçe gösterilerek hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu açıkça belirtmiştir.
3. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin E. 2021/11749, K. 2024/7543 E. 2020/6774, K. 2024/7542 sayılı kararlarında, her iki kararda da iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ele alınmıştır. Yargıtay, belirlenen bakıcı gideri tazminatından "aile içi bakım dayanışması" veya mağdurun "sağlıklı bir insan için geçerli olan kadar bir bakiye ömrü olmadığı" gerekçe gösterilerek hakkaniyet indirimi yapılmasının TBK'nın 55. maddesinin ilk fıkrasının üçüncü cümlesine açıkça aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu tür bir indirimin, haksız fiil sorumlusu lehine; ancak bakıma muhtaç sigortalı ve onun aile bireyleri aleyhine haksız bir sonuç yaratacağı vurgulanarak, yerel mahkemelerin indirim kararları isabetsiz bulunmuştur.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesinin 05/05/2026 tarihli ve 2026/1149 E. 2026/1812 Karar sayılı kararlarında, “İstinafa konu uyuşmazlıkta, 6098 sayılı Kanun'un 51. ve 52. maddelerinde belirtilen durumların gerçekleşmesi hâlinde ancak hâkim tarafından tazminattan indirim yapılabileceği, bu maddelere göre yapılacak indirimin de kusur, zarar görenin zararının artmasına neden olması gibi somut, takdire dayanmayan verilere dayanması gerektiği, ölüm nedeniyle uğranılan zararlarda ve bedensel zararlarda 55. madde ile açık biçimde hakkaniyet düşüncesiyle indirime gidilemeyeceği hususlarının açıkça düzenlendiği dikkate alındığında, zarar görenin aile bireylerinin zarar veren lehine sorumluluğu ve yükümlülüğü olmayacağı gibi zarar verenin sorumluluğunu haksız fiil failine hizmet eder şekilde aile bireylerine yüklemenin de doğru olmadığı, her ne kadar toplum aile içi bakım dayanışmasını ahlaki ödev olarak görse de, bu durumun zarar sorumlusu lehine yorumlanmasının mümkün bulunmadığı nazara alındığında, ilk derece mahkemesince, kusur oranı dikkate alınarak belirlenen bakıcı gideri zararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2023/3875 Esas, 2024/250 Karar sayılı kaldırma kararına uygun şekilde hesaplanıp hükmedilmesinde sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir.
Maddi tazminattan yapılacak indirimler hususunda davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi oluşturmakta olup, anılan maddede, "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez" hükmüne yer verilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21/1. maddesinde, "İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır." 21/4. maddesinde ise, "İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir." düzenlemesi yer almakta olup, (tam ve ya kısmi) sürekli iş göremezlik nedeniyle talep edilen maddi tazminattan tenzili gereken peşin sermaye değerinin, bakıcı giderinden tenzilinden söz edilemeyeceğinden, davalı tarafın aksi yöndeki istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür.”
Sonuç olarak, iş kazaları veya haksız fiiller sonucunda ortaya çıkan sürekli tam işgöremezlik hallerinde talep edilen bakıcı giderleri, brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmalı ve TBK madde 55'in emredici hükmü gereği , aile bireylerinin fedakarlığı gerekçe gösterilerek hiçbir ad altında hakkaniyet indirimine tabi tutulmamalıdır. Hukuk, mağdurun ailesinin özverisini, haksız fiil failinin sorumluluğunu azaltan bir araç olarak kabul etmemektedir.