01 Blog
09-04-26
Ön Ödeme Nedeniyle Düşme Kararı Verilmesi Halinde Vekalet Ücreti

Ceza davalarında ön ödeme nedeniyle düşme kararı verilmesi halinde, katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği, uygulamada sıklıkla tartışılan konulardan biridir. 
Ceza muhakemesi hukukunda düşme kararı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde düzenlenmiştir. Düşme kararı, yargılamanın devamına engel olan kanuni bir nedenin (ölüm, şikâyetten vazgeçme, zamanaşımı, ön ödeme, uzlaşma vb.) ortaya çıkması üzerine, mahkemenin işin esasına girmeksizin yargılamayı sonlandırdığı kesin bir hüküm türüdür. Bu karar, sanığın suçlu veya suçsuz olduğuna dair bir tespit içermez; sadece yargılamanın sona erdiğini bildirir.
Ön ödeme kurumu ise Türk Ceza Kanunu’nun 75. maddesinde düzenlenmiştir. Yalnızca adli para cezasını veya üst sınırı altı ayı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabilir. Belirlenen tutarın kanuni sürede ödenmesiyle kamu davası düşer.

Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti Bakımından Hukuki Durum
5271 sayılı CMK’nın 324 ila 330. maddeleri arasında yargılama giderleri düzenlenmiştir. CMK m.223’te ise duruşmanın sona ermesi halinde verilebilecek hükümler sayılmıştır. Madde 223/1’e göre; “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.”
CMK m.325/1-2 uyarınca; mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi hallerinde tüm yargılama giderlerinin sanığa yükleneceği belirtilmiştir. Bu hükmün mefhum-u muhalifinden hareketle, CMK m.223’te sayılan diğer hükümlerde (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi, düşme) yargılama giderlerinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna varılır.
 

Ön ödeme nedeniyle verilen düşme kararı bir mahkûmiyet kararı olmadığından, CMK m.325/1’in uygulanma imkânı yoktur. Ayrıca, CMK’da düşme kararları yönünden m.325/2 veya m.327’ye benzer özel bir düzenleme öngörülmediğinden, bu kararla ortaya çıkan ödenmiş ve ödenecek tüm yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılması gerekir.

Katılan Lehine Vekâlet Ücretine Hükmedilebilir mi?
Ön ödeme ile dosyanın kapanması halinde, katılan (müşteki) tarafın bir vekili olsa dahi, sanık aleyhine “karşı vekâlet ücretine” hükmedilmez. Bunun temel gerekçesi, ön ödemenin bir sulh veya düşme sebebi olması ve mahkemenin esas hakkında bir mahkûmiyet kararı vermemiş olmasıdır.
Ancak unutulmamalıdır ki, sanığın kendi müdafii (avukatı) varsa, sanık avukatına aralarındaki sözleşme gereği ücret ödemekle yükümlüdür. Bu, karşı vekâlet ücreti değil, sanığın kendi vekiliyle olan özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan bir yükümlülüktür.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 02.04.2024 tarihli ve 2021/25944 E,  2024/4321 karar sayılı ilamında,  sanık hakkında, çevrenin taksirle kirletilmesi suçundan açılan davada; sanığın ön ödeme önerisini yerine getirmesi nedeni ile 5237 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Sanık hakkında ön ödeme nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi nedeniyle, katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediği şeklinde konuyu net bir şekilde karara bağlamıştır.

Olayda, sanık hakkında çevrenin taksirle kirletilmesi suçundan açılan kamu davasında, sanık ön ödeme önerisini yerine getirmiş ve mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 75. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi, bu kararla birlikte katılan lehine vekâlet ücretine hükmetmemiştir.
Bu karar, yerleşik içtihatla uyumlu olup, ön ödeme nedeniyle düşme kararlarında karşı vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini açıkça teyit etmektedir.
 

WhatsApp Icon